Diyabet tedavisi, kan şekerini güvenli bir aralıkta tutarak organ hasarını önlemeyi amaçlayan, ömür boyu süren bir yönetim sürecidir. Tek bir ilaçtan ya da tek bir listeden ibaret değildir; beslenme, hareket, gerektiğinde ilaç ve düzenli takip birlikte yürür. Poliklinikte en çok açıklamak zorunda kaldığımız konu da bu: diyabet “tedavi edilip bitirilen” değil, yönetilen bir hastalıktır.
Diyabet tedavisi her hastada aynı şekilde kurulmaz; diyabetin türü, hastalığın süresi, kan şekeri düzeyi ve eşlik eden hastalıklar planı belirler. Aşağıda tedavinin nereden başladığını, hangi türde neyin öne çıktığını, ilaçların ve insülinin ne işe yaradığını ve tedavinin başarılı sayılması için hangi değerlere bakıldığını sırayla anlattık. Hastalığın kendisi, belirtileri ve türleri hakkında bilgi arıyorsanız önce diyabet nedir yazımıza göz atmanızı öneririz.
Diyabet Tedavisi Nedir, Amacı Nedir?
Diyabet tedavisinin amacı kan şekerini hedef aralıkta tutmak, buna bağlı gelişebilecek göz, böbrek, sinir ve damar hasarını önlemek ve kişinin günlük yaşamını olabildiğince az kısıtlamaktır. Hedef, kan şekerini “sıfırlamak” değil dengede tutmaktır.
Burada sık karşılaştığımız bir yanlış anlama var. Hastalar tedaviyi bir kür gibi düşünüyor: birkaç ay ilaç, sonra bitiş. Oysa diyabette tedavi bir program. Kan şekeri hedefe geldiğinde tedavi bitmez, sadece o düzeni koruma aşamasına geçilir. Düzen bozulduğunda değerler yeniden yükselir.
Tedavinin ikinci amacı da en az birincisi kadar önemli: düşük kan şekerinden (hipoglisemi) korunmak. Çok sıkı hedefler bazı hastalarda ani şeker düşmelerine yol açabilir ve bu, yüksek şeker kadar tehlikelidir. Bu yüzden hedefler kişiye göre belirlenir.
Diyabet Nasıl Tedavi Edilir?
Diyabet üç yöntemin birleşimiyle tedavi edilir: yaşam tarzı düzenlemesi, ağızdan alınan ilaçlar ve insülin. Bunlara düzenli takip ve hasta eğitimi eşlik eder. Hangi yöntemin öne çıkacağını diyabetin türü, hastalığın süresi, kan şekeri düzeyi ve eşlik eden hastalıklar belirler.
Yaşam tarzı düzenlemesi her hastada vardır ve hiçbir aşamada bırakılmaz. İlaç eklendiğinde beslenme ve hareket devre dışı kalmaz; tam tersine ilacın işini kolaylaştırır. Tip 1 diyabette insülin baştan itibaren zorunludur. Tip 2 diyabette ise basamaklı ilerlenir: önce yaşam tarzı, yetersiz kalırsa ilaç, gerektiğinde insülin.
Tedavinin görünmeyen ama belirleyici bir ayağı daha var: hastanın hastalığını anlaması. Neyin kan şekerini yükselttiğini bilen bir hasta, aynı ilaçla çok daha iyi sonuç alıyor. Bu yüzden poliklinikte vaktimizin önemli bir kısmını anlatmaya ayırıyoruz.
Diyabet Tedavisi Nasıl Başlar?
Tedavi, tanının kesinleşmesi ve hastanın baştan aşağı değerlendirilmesiyle başlar. İlk vizitte kan şekeri düzeyinin yanı sıra böbrek fonksiyonu, kolesterol, tansiyon, kilo ve varsa mevcut organ hasarı değerlendirilir. Bu tablo çıkmadan tedavi planı kurulmaz.
Başlangıç, hastanın geldiği noktaya göre değişir. Kan şekeri çok yüksek ve belirtileri belirgin bir hastada tedaviye doğrudan ve hızlı müdahaleyle başlanır. Sınırda değerlerle gelen, şikâyeti olmayan bir hastada ise ilk basamak yaşam tarzı düzenlemesidir ve birkaç ay sonra yeniden değerlendirilir.
İlk aşamada hastadan istediğimiz üç şey vardır: öğün düzenini oturtmak, günlük hareketi artırmak ve kan şekerini nasıl takip edeceğini öğrenmek. Bu üçü yerleşmeden ilaç eklemek, çoğu zaman kalıcı sonuç vermez.
Tip 1 Diyabet Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tip 1 diyabette pankreas insülin üretemediği için tedavi dışarıdan insülin verilmesine dayanır ve bu tanı anından itibaren zorunludur. Yaşam tarzı düzenlemesi burada da vardır ama insülinin yerini tutmaz; onu tamamlar.
Tedavinin mantığı, sağlıklı bir pankreasın çalışmasını taklit etmektir. Vücudun gün boyu ihtiyaç duyduğu temel insülin ile öğünlerde gereken ek insülin ayrı ayrı karşılanır. Bu düzen kalem şeklindeki insülinlerle ya da insülin pompasıyla sağlanabilir.
Tip 1 diyabetli hastanın öğrenmesi gereken en kritik beceri, yediği karbonhidrat miktarı ile insülin arasındaki ilişkiyi kurabilmektir. Bu beceri kazanıldığında hastanın beslenme özgürlüğü belirgin şekilde artar. Ayrıca hipoglisemi belirtilerini tanımak ve yanında hızlı şeker kaynağı bulundurmak tedavinin ayrılmaz parçasıdır. Hastalığın seyri hakkında ayrıntı için tip 1 diyabet yazımıza bakabilirsiniz.
Tip 2 Diyabet Tedavisi Nasıl Yapılır?
Tip 2 diyabet tedavisi basamaklı ilerler. İlk basamak yaşam tarzı düzenlemesidir; kilo verme, beslenme düzeni ve düzenli hareket. Hastaların bir kısmında bu basamak tek başına kan şekerini hedefe getirir, özellikle hastalığın erken döneminde.
Üç ay sonunda hedefe ulaşılamazsa ağızdan alınan ilaç eklenir. Zamanla tek ilaç yetersiz kalabilir; ikinci bir ilaç devreye girer. Yıllar içinde pankreasın insülin üretimi azaldığında insülin gerekebilir. Bu bir başarısızlık değil, hastalığın doğal seyridir — hastalarımıza bunu özellikle vurguluyoruz.
Tip 2 diyabette kilonun ayrı bir yeri var. Verilen kilonun görece küçük bir kısmı bile insülin direncini azaltarak kan şekerini belirgin şekilde düşürebiliyor. Bu ilişkiyi tip 2 diyabet ve kilo kaybı yazımızda ele aldık. İleri derecede kilo fazlası olan ve ilaçla kontrol sağlanamayan seçilmiş hastalarda metabolik cerrahi gündeme gelebilir.
Gebelikte Diyabet Tedavisi Nasıl Yapılır?
Gebelikte diyabet tedavisinin önceliği beslenme düzenlemesidir ve hastaların çoğunda bu tek başına yeterli olur. Amaç hem annenin kan şekerini hedefte tutmak hem de bebeğin gelişimini güvence altına almaktır.
Gebelikte hedef değerler gebe olmayan bir kişiye göre daha sıkıdır, çünkü yüksek kan şekeri bebeğin aşırı büyümesine ve doğum sonrası sorunlara yol açabilir. Bu nedenle takip daha sık yapılır; hastadan günde birkaç kez ölçüm istenir.
Beslenme düzenlemesiyle hedefe ulaşılamazsa tedaviye insülin eklenir. Gebelikte kullanılabilecek tedavi seçenekleri sınırlıdır ve bu karar kadın doğum hekimiyle birlikte verilir. Gebelik diyabeti çoğunlukla doğumdan sonra düzelir, ancak ilerleyen yıllarda tip 2 diyabet riski arttığı için takip devam eder. Belirtiler için gebelik diyabeti belirtileri yazımıza bakabilirsiniz.
MODY ve LADA Diyabet Tedavisi Nasıl Yapılır?
MODY ve LADA, klasik tip 1 ve tip 2 kalıplarına uymayan iki özel tiptir. Her ikisi de sıklıkla yanlış sınıflandırılır ve bu, tedavinin gereksiz yere şaşmasına yol açar. Doğru tanı burada tedavinin kendisi kadar önemlidir.
MODY Diyabet Tedavisi
MODY, tek bir gendeki değişiklikten kaynaklanan kalıtsal bir diyabet tipidir ve genellikle genç yaşta ortaya çıkar. Ailede kuşaklar boyunca diyabet öyküsü olması tipik özelliğidir. Tedavi, hangi genin etkilendiğine göre değişir: bazı alt tiplerde herhangi bir ilaç gerekmez ve yalnızca takip yeterlidir, bazılarında ağızdan alınan tedavi iyi sonuç verir.
MODY hastalarının önemli bir kısmı yıllarca tip 1 sanılıp gereksiz yere insülin kullanır. Doğru tanı konduğunda bu hastalarda insülinin kesilebildiğini görüyoruz. Ayrıntılar MODY diyabet yazımızda.
LADA (Tip 1.5) Diyabet Tedavisi
LADA, erişkin yaşta başlayan ve yavaş ilerleyen otoimmün diyabettir. Başlangıçta tip 2 gibi görünür, ağızdan alınan tedaviye bir süre yanıt verir; ancak insülin üretimi giderek azaldığı için zamanla insülin gerekir.
Tedavideki temel yaklaşım, insüline geçişi geciktirmeye çalışmak yerine zamanı geldiğinde başlamaktır. Kilo fazlası olmayan, ağızdan tedaviye beklenenden hızlı yanıtsız kalan erişkin hastalarda LADA olasılığını akla getirir ve buna göre plan yaparız.
Diyabet Tedavisinde Yaşam Tarzı Nasıl Düzenlenir?
Yaşam tarzı düzenlemesi diyabet tedavisinin temelidir ve her türde, her aşamada geçerlidir. Üç bileşeni vardır: beslenme düzeni, düzenli fiziksel aktivite ve kilo kontrolü. Bunlara uyku düzeni ve stres yönetimi eşlik eder. Kan şekerini günlük alışkanlıklarla dengelemenin pratik yollarını kan şekerini ne düşürür yazımızda ayrıca ele aldık.
Diyabet Hastaları Nasıl Beslenmeli?
Diyabette beslenmenin mantığı yasak listesi değil düzen kurmaktır. Öğün saatlerinin düzenli olması, tabakta lif ve protein bulunması, rafine şeker ve beyaz un ürünlerinin sınırlanması kan şekeri dalgalanmalarını azaltır.
- Öğün atlamayın; sonrasında telafi edilen porsiyon kan şekerini daha çok yükseltir
- Meyveyi suyunu sıkarak değil kendisini yiyerek tüketin
- Karbonhidratı tek başına değil, protein veya sağlıklı yağ eşliğinde alın
- Tam tahıllı ürünleri tercih edin, porsiyona dikkat edin
- Şekerli içecekleri günlük düzenden tamamen çıkarın
- Su tüketimini ihmal etmeyin
Beslenme planı kişiye özeldir; kilo, böbrek fonksiyonu, kullanılan tedavi ve günlük aktivite düzeyine göre değişir. İnternette dolaşan hazır listeleri uygulamak yerine hekiminizle veya bir diyetisyenle birlikte planlamanızı öneriyoruz.
Diyabet Hastaları Egzersiz Yapabilir mi?
Evet, egzersiz diyabet tedavisinin bir parçasıdır. Fiziksel aktivite kasların şekeri kullanmasını artırır ve insülin direncini azaltır; etkisi tek bir yürüyüşten sonra bile ölçülebilir. Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş benzeri aktivite genel öneridir.
İnsülin veya kan şekerini düşüren ilaç kullananların dikkat etmesi gereken bir nokta var: egzersiz sırasında veya sonrasında şeker düşebilir. Bu nedenle yanınızda hızlı şeker kaynağı bulundurun ve alışık olmadığınız yoğunlukta bir programa başlamadan önce hekiminize danışın. Ayağında his kaybı olan hastalarda uygun ayakkabı seçimi ayrıca önemlidir.
Kilo Vermek Kan Şekerini Düşürür mü?
Evet, özellikle tip 2 diyabette kilo vermek kan şekerini düşüren en etkili yöntemlerden biridir. Karın bölgesindeki yağlanma insülin direncinin başlıca kaynağıdır; bu yağ azaldığında insülin yeniden işini yapmaya başlar.
Erken dönem tip 2 diyabette yeterli kilo kaybıyla kan şekerinin ilaçsız hedef aralığa geldiği hastalar görüyoruz. Ancak hızlı ve kontrolsüz kilo verme yöntemleri, özellikle ilaç kullanan hastalarda şeker düşmesine yol açabilir. Kilo verme süreci de tedavinin parçasıdır ve takip altında yürütülmelidir.
Diyabet İlaçları Nelerdir?
Diyabette kullanılan ağızdan alınan ilaçlar farklı noktalardan etki eden gruplara ayrılır. Kimi insülin direncini azaltır, kimi pankreastan insülin salınımını artırır, kimi bağırsaktan şeker emilimini yavaşlatır, kimi de fazla şekerin idrarla atılmasını sağlar.
Hangi grubun seçileceği hastanın böbrek fonksiyonu, kilo durumu, kalp hastalığı varlığı ve hipoglisemi riskine göre belirlenir. Aynı kan şekeri değerine sahip iki hastada farklı ilaçlar tercih edilebilir. Bu nedenle bu sayfada ilaç adı ve doz bilgisi verilmiyor: ilaç seçimi ve dozlama tamamen hekim kararıdır. İlaçlarınızı hekiminize danışmadan başlamayın, değiştirmeyin veya bırakmayın.
Ağızdan Alınan İlaçlar Nasıl Etki Eder?
Ağızdan alınan diyabet ilaçları kan şekerini tek bir yoldan değil, birbirini tamamlayan farklı mekanizmalarla düşürür. Bir grup karaciğerin şeker üretimini azaltır ve hücrelerin insüline duyarlılığını artırır. Başka bir grup pankreası uyararak daha fazla insülin salgılatır. Bir diğeri yemek sonrası hormon yanıtını düzenler, bir başkası böbreklerden şeker atılımını artırır.
Bu çeşitlilik, tedavinin kişiye göre kurulabilmesini sağlar. Örneğin kilo fazlası olan bir hastada kilo üzerinde olumlu etkisi olan bir grup öne çıkarken, böbrek fonksiyonu azalmış bir hastada bazı gruplar kullanılamaz. Etki başlangıcı da değişir; bazı ilaçların etkisi haftalar içinde belirginleşir.
İlaçlar Ne Zaman Değiştirilir?
İlaç değişikliği genellikle üç durumda gündeme gelir: hedef değerlere ulaşılamaması, yan etki gelişmesi ya da hastanın klinik durumundaki bir değişiklik. Karar tek bir ölçüme değil, üç aylık HbA1c sonucuna ve genel tabloya bakılarak verilir.
Poliklinikte sık gördüğümüz bir durum şu: hasta değerleri yükselince ilacı kendi kararıyla artırıyor ya da tersine, değerler düzelince ilacı bırakıyor. İkisi de risklidir. Değerlerin düzelmesi ilacın işe yaradığını gösterir, gereksiz olduğunu değil. Değişiklik kararını hekiminize bırakın.
İnsülin Tedavisi Nedir, Nasıl Uygulanır?
İnsülin tedavisi, vücudun üretemediği veya yeterli üretemediği insülinin dışarıdan verilmesidir. Tip 1 diyabette yaşamsaldır. Tip 2 diyabette ise ilaçlarla kontrol sağlanamadığında, gebelikte, ciddi enfeksiyon veya ameliyat gibi özel durumlarda gündeme gelir.
İnsülin ağızdan alınamaz, çünkü mide asidinde parçalanır; bu nedenle cilt altına uygulanır. Uygulama kalem şeklindeki cihazlarla veya sürekli insülin veren pompalarla yapılır. Uygulama bölgesinin dönüşümlü kullanılması önemlidir; aynı noktaya sürekli yapılması emilimi bozar.
Hastalarımızın en sık dile getirdiği iki endişe: insüline başlamanın “son aşama” olduğu düşüncesi ve iğne korkusu. Birincisi doğru değil — insülin bir başarısızlık göstergesi değil, kan şekerini hedefte tutmanın en etkili aracıdır. İkincisi için de günümüzde kullanılan iğne uçları oldukça inceldi; hastaların büyük çoğunluğu birkaç uygulamadan sonra rahatlıyor.
İnsülin Çeşitleri Nelerdir?
İnsülinler etki başlangıç süresine ve etki süresine göre gruplandırılır. Aşağıdaki tablo temel ayrımı gösteriyor; hangi tipin hangi düzende kullanılacağı hekim tarafından belirlenir.
| İnsülin tipi | Ne işe yarar | Genellikle ne zaman kullanılır |
|---|---|---|
| Hızlı etkili | Öğün sonrası şeker yükselmesini karşılar | Öğünlerle birlikte |
| Kısa etkili | Öğün insülini olarak kullanılır | Öğünden bir süre önce |
| Orta etkili | Gün içi temel ihtiyacı karşılar | Günde bir veya iki kez |
| Uzun etkili | Gün boyu sabit temel insülin sağlar | Genellikle günde bir kez |
| Karışım | Temel ve öğün insülinini birlikte verir | Belirli tedavi düzenlerinde |
İnsülinin saklanma koşulları da tedavinin bir parçasıdır. Açılmamış kalemler buzdolabında, kullanımdaki kalem oda sıcaklığında saklanır. Dondurulmuş ya da aşırı sıcağa maruz kalmış insülin etkisini kaybeder.
Diyabet Tedavisi Ne Zaman Başarılı Sayılır?
Tedavinin başarısı tek bir kan şekeri ölçümüyle değil, üç aylık ortalamayı gösteren HbA1c değeri ve günlük ölçümlerin hedef aralıkta kalma oranıyla değerlendirilir. Buna ek olarak tansiyon, kolesterol ve kilo hedefleri de takip edilir.
HbA1c Kaç Olmalı?
Diyabetli erişkinlerde genel hedef HbA1c değerinin %7’nin altında tutulmasıdır. Ancak bu değer herkes için aynı değildir. Genç, hastalığı yeni başlamış ve başka hastalığı olmayan kişilerde daha sıkı bir hedef konabilir. İleri yaşta, kalp hastalığı olan ya da sık şeker düşmesi yaşayan hastalarda ise hedef bilinçli olarak daha esnek tutulur.
HbA1c’nin değerli yanı, günlük dalgalanmalardan etkilenmemesidir. Tahlilden önceki birkaç gün dikkatli beslenmek bu değeri değiştirmez; son üç ayın gerçek tablosunu gösterir.
Kan Şekeri Hedef Değerleri Nelerdir?
Diyabetli erişkinlerde genel olarak kullanılan hedef aralıklar aşağıdaki gibidir. Bu değerler kişiye göre değişebilir; kendi hedefinizi hekiminizden öğrenin.
| Ölçüm | Genel hedef aralık |
|---|---|
| Açlık kan şekeri | 80–130 mg/dL |
| Tokluk kan şekeri (2. saat) | 180 mg/dL altı |
| HbA1c | %7 altı |
Ölçüm değerlerinin nasıl yorumlanacağı konusunda açlık kan şekeri kaç olmalı ve tokluk kan şekeri yazılarımız yol gösterici olabilir.
Diyabet Komplikasyonları Nasıl Tedavi Edilir?
Komplikasyon geliştiğinde tedavinin iki hedefi olur: mevcut hasarı yönetmek ve ilerlemesini durdurmak. İkincisinin yolu her zaman kan şekerini hedefe getirmekten geçer; komplikasyona yönelik tedavi tek başına yeterli olmaz.
Bu nedenle komplikasyon saptanan hastalarda tedavi planı baştan gözden geçirilir. Göz, böbrek ve kalp tutulumunda ilgili branşlarla birlikte çalışırız. Komplikasyonların tümü için diyabetin kronik komplikasyonları yazımıza bakabilirsiniz.
Diyabet Sinir Hasarı (Nöropati) Tedavisi
Diyabetik nöropati, uzun süre yüksek kalan kan şekerinin sinirlere verdiği hasardır; en sık ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma ve his kaybı şeklinde ortaya çıkar. Tedavinin temeli kan şekerini hedefe getirmektir; bu, hasarın ilerlemesini yavaşlatır.
Ağrı ve yanma şikâyeti belirginse bunlara yönelik tedavi eklenebilir. Ancak asıl önemli nokta his kaybı: hasta ayağındaki bir yarayı hissetmeyebilir. Bu yüzden nöropatisi olan hastalarda düzenli ayak muayenesi ve günlük ayak kontrolü tedavinin ayrılmaz parçasıdır.
Diyabet Ayak Yarası Tedavisi
Diyabetik ayak yarası, his kaybı ve dolaşım bozukluğunun birleşmesiyle ortaya çıkar ve geç fark edildiğinde ciddi sonuçlara yol açabilir. Tedavi çok yönlüdür: yaranın uygun şekilde bakımı, yaraya binen basıncın azaltılması, enfeksiyon varsa tedavisi ve kan şekerinin sıkı kontrolü birlikte yürütülür.
Burada en kritik unsur zamandır. Diyabetli bir kişide ayakta ortaya çıkan ve birkaç gün içinde iyileşmeyen her yara, küçük görünse bile hekim tarafından değerlendirilmelidir. Evde uygulanan karışımlar, yakılar ya da kendi kendine pansuman denemeleri süreci ciddi şekilde kötüleştirebilir. Korunma tedaviden daha etkilidir: her gün ayak kontrolü, uygun ayakkabı, çıplak ayakla yürümemek ve tırnakları düz kesmek.
Diyabetin Kesin Tedavisi Var mı?
Bugün için diyabetin kesin ve kalıcı bir tedavisi yoktur. Ancak bu, hastalığın kontrol altına alınamayacağı anlamına gelmez; uygun tedaviyle kan şekeri hedef aralıkta tutulabilir ve komplikasyonlar önlenebilir.
Burada önemli bir ayrım var. Erken dönem tip 2 diyabette ve prediyabette, kilo verme ve yaşam tarzı değişikliğiyle kan şekerinin ilaçsız normal aralığa geldiği durumlar görülür. Buna tıp dilinde “remisyon” diyoruz. Remisyon iyi bir sonuçtur ama iyileşme değildir: yatkınlık sürer, eski düzene dönüldüğünde değerler yeniden yükselir ve takip bırakılmaz. Konuyu diyabet geçer mi yazımızda ayrıntılı ele aldık.
Tip 1 diyabette ise durum farklıdır; insülin yaşamsaldır ve bırakılamaz. İnternette ve sosyal medyada dolaşan “kesin çözüm bulundu” iddialarına, bitkisel karışımlara ve insülini kestiren önerilere itibar etmeyin. Bu tür denemeler hayati tehlike oluşturabilir.
Diyabet Tedavisinde Son Gelişmeler Neler?
Diyabet tedavisi son yıllarda belirgin şekilde değişti. En görünür değişim takip tarafında: parmak delmeden cilt altından sürekli şeker ölçen sensörler yaygınlaştı ve hastanın gün içindeki dalgalanmaları görebilmesini sağladı. Bu, yalnızca ölçüm kolaylığı değil; hastanın kendi kararlarını daha isabetli vermesi anlamına geliyor.
İkinci alan ilaç tarafı. Yeni ilaç grupları yalnızca kan şekerini düşürmekle kalmıyor, kilo ve kalp-böbrek koruması gibi ek yararlar da sağlıyor. Bu nedenle tedavi seçiminde artık sadece kan şekerine değil, hastanın genel risk tablosuna bakıyoruz.
Üçüncüsü insülin pompaları ile sensörlerin birlikte çalıştığı sistemler; ölçülen değere göre insülin verilmesini otomatik ayarlayabiliyorlar. Bu teknolojiler herkes için uygun değil ve her hastaya önerilmiyor; kimin yararlanacağı ayrıntılı değerlendirmeyle belirleniyor. Yeni bir yöntemi duyduğunuzda kendi tedavinize uygulamadan önce mutlaka hekiminize danışın.
Sıkça Sorulan Sorular
Diyabet tedavisi ömür boyu sürer mi?
Tip 1 diyabette insülin tedavisi ömür boyu sürer. Tip 2 diyabette ise tedavi yoğunluğu değişebilir; kilo verme ve yaşam tarzı değişikliğiyle ilaçsız izlenebilen hastalar vardır. Ancak takip her durumda devam eder, çünkü yatkınlık ortadan kalkmaz.
Kan şekeri düzeldiğinde ilacı bırakabilir miyim?
Hayır, kendi kararınızla bırakmayın. Değerlerin düzelmesi çoğu zaman ilacın işe yaradığını gösterir. İlaç azaltma veya kesme kararı, üç aylık HbA1c sonucu ve genel değerlendirme sonrasında hekiminiz tarafından verilir.
İnsülin kullanmaya başlarsam bir daha bırakamaz mıyım?
Tip 1 diyabette insülin bırakılamaz. Tip 2 diyabette ise durum farklı: enfeksiyon, ameliyat veya çok yüksek kan şekeri gibi geçici durumlarda başlanan insülin, tablo düzeldiğinde bırakılabilir. İnsülin bağımlılık yapmaz.
Bitkisel ürünlerle diyabet tedavi edilebilir mi?
Hayır. Bitkisel ürünlerin diyabeti tedavi ettiğine dair güvenilir bir kanıt yoktur. Üstelik bazıları kullandığınız ilaçlarla etkileşerek kan şekerinin aşırı düşmesine veya yükselmesine yol açabilir, karaciğer ve böbrek üzerinde yük oluşturabilir. Kullanmayı düşündüğünüz her ürünü hekiminize bildirin.
Kan şekerim düştüğünde ne yapmalıyım?
Terleme, titreme, çarpıntı, ani açlık hissi ve dikkat dağınıklığı şeker düşmesinin tipik belirtileridir. Bu durumda hızlı emilen bir şeker kaynağı alın ve kısa süre sonra ölçüm yapın. Bilinç bulanıklığı varsa ağızdan bir şey verilmemeli, acil sağlık hizmeti aranmalıdır. Sık şeker düşmesi yaşıyorsanız tedavinizin gözden geçirilmesi gerekir.
Hasta olduğumda tedavimi değiştirmeli miyim?
Enfeksiyonlar kan şekerini yükseltir; ateşli bir hastalık sırasında değerleriniz normalden yüksek seyredebilir. Bu dönemde ölçüm sıklığını artırın, sıvı alımına dikkat edin ve iştahsız olsanız bile tedavinizi kendi kararınızla kesmeyin. Kusma, ishal veya ağızdan beslenememe varsa hekiminize başvurun.
Diyabet tedavisinde şeker ölçüm cihazı ne sıklıkla kullanılmalı?
Ölçüm sıklığı tedaviye göre değişir. İnsülin kullanan hastalarda günde birkaç ölçüm gerekebilirken, yalnızca yaşam tarzı düzenlemesiyle izlenen bir hastada çok daha seyrek yeterli olur. Kendi ölçüm planınızı hekiminizle belirleyin; gereğinden sık ölçüm de gereksiz kaygıya yol açabilir.
Diyabet hastası oruç tutabilir mi?
Bu, tamamen kişiye özel bir karardır. Kan şekeri kontrolü iyi olan bazı hastalar uygun düzenlemelerle oruç tutabilirken, insülin kullanan, sık şeker düşmesi yaşayan, gebe veya böbrek yetmezliği olan hastalar için riskli olabilir. Karar öncesinde mutlaka hekiminizle görüşün ve tedavi düzeninizi birlikte planlayın.

